29 Kasım 2013 Cuma
FİLM SİTELERİNİN İNSANLARA ETK��Sİ
Elbette birçok insan için film izleFilm izlemek için sinemaları tercih etmektedir. Ancak gere günlük hayatın zorlaşması ve kişilerin fazladan çalışmak zorunda kalması gerekse kendilerine gün ayıramamaları kişilerin diledikleri filmleri sinemada izleme fırsatını ortadan kaldırmıştır. Eskiden insanlar talep ettikleri filmleri kaçırdıklarında onların televizyonda yayınlanmasını beklemek zorunda kalırlardı. Zamanla gelişen teknoloji insanlara vcd ve dvd diye 2 farklı seçenek sunmuş ancak her filmi satın almak da önemli bir uygun fiyat külfet haline gelmiştir. İstedikleri filmleri televizyonda izleyen insanlar ise benzer tadı alamamaya başlamışlardır. Yayım kuralları gereği bazı sahnelerin kesilmesi ve sansürlenmesi insanları sıkmaya başlamıştır. Ancak insanlar internet ile bir arada film siteleri ile tanışmışlardır. Bu sitelerde talep ettikleri filmleri hem bedava benzer zamanda sansürsüz bir biçimde izlemeye başlamışlardır. Bununla bir arada Hd film izleme imkanı ile bir arada filmlerden alınan zevk de her geçen gün artmaya başlamıştır. Full hd film izleme seçeneğini insanlara sunan siteler diğerlerinden daha çok alaka görmeye başlamıştır. Bu sitelerden bir tanesi de full hd film izle adresidir.
28 Kasım 2013 Perşembe
Beyaz Saray Düştü 2013 Film İncelemesi
Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası Amerikan sinemasında daha sık sık rastladığımız Amerika'ya saldırı paranoyaları beyaz perdede uzun süre kullanıldı ve bu paranoyadan epeyce çok ekmek mağlup oldu . Son aşama bu paranoyayı beyaz perdeye taşıyan filmlerden birisi de White House Down (Beyaz Saray Düştü). 90'lardan beri sinema veya ekranlara farklı biçimlerde yansımış ve tanıdık olduğumuz bu mevzu şimdi gözde oyuncular ve efekt soslarıyla önümüze konuyor. Konuyor ama bize yeni bir şey veriyor mu? Kesinlikle hayır. Film salt paranoya destekli durmak bilmeyen bir aksiyon etrafında dönüyor. Son aşama G.I. Joe serisi ve 21 Jump Street gibi pek tatmin etmeyen yapımlarda ismini duyduğumuz Channing Tatum ve Oscar'lı aktör Jamie Foxx'un başrolde olduğu film yine Amerika'nın kendisinin kendini tatmin ettiği bir yapım. Amerikan bayrağının gözümüze sokulduğu film bol bol 'vatansever Amerikalı' klişeleriyle bizi itmeye yetiyor. Başkanın kadrosunda bulunan , yardımcı özel ajan Finnerty'i canlandıran epeyce başarılı aktris Maggie Gyllenhaal'ın ise bu tip bir filmde ne işi olduğu ayrı bir muamma. Filmde 25 yıldır Amerikan başkanlarının özel korumalığını yapmış kalan Walker'ın (James Woods) Ortadoğu'da kaybettiği oğlunun intikamını almak uğruna tüm prensiplerini yıkarak teröristlerle iş birliğine girdiğini, başkana bir komplo düzenlediğini görüyoruz. Tabii bu işin gözüken kısmı… Film ilerledikçe aslında bu işin çok daha derin ve farklı anlaşmalar çerçevesinde olduğuna tanık oluyoruz. 9207420830_aa5f18f54c_c Orduda iki yıl vazife yaptıktan sonra ayrılan ve başkentimiz polisliği görevini sürdüren Cale (Tatum), kızının da Amerikan tarihi ve başkanlarına kalan ilgisiyle onu da sevindirmek maksadıyla gizli servise yakın korumalık için müracaatta bulunur. Fakat yeteri gibi kursu olmadığı ve otoriteye hürmet sorunu olduğu gerekçesiyle işe alınmaz. O sırada Beyaz Saray'ı gezmeye başlayan bir tur grubuna katılan baba kız bizzat kendilerini bir anda ateş hattında bulurlar. Beyaz Saray'a giren teröristler bilgisayar ağlarına, füze sistemlerine gibi her şeye ulaşırlar. Başkanımız Sawyer'ı rehin alırlar. Rehine grubunun içerisinde kızı da bulunan Cale'in ise kızını ve Amerika'yı kurtarması için çok vakti yoktur… Buraya gibi bize yabancı iştirak eden pek bir şey yok. Naturel olarak ilk önce bunun Afganistan veya İran gibi müslüman ülkelerden iştirak eden bir saldırı olduğu düşünülür. 25 senelik yakın sığınma Walker'ın bu işi tezgahladığı ihtimal edilemez. Buna en çok siyahi başkanımız Sawyer şaşırmaktadır. Sawyer'ın teröristleri ise aşırı sağcı, militan, Amerika tarafından göreve gönderilmiş ama yüz üstü bırakılmış gibi tanımlamalarla karşımıza çıkıyor. O gibi vatanperverlik nidaları aralarında belki de tek ufak tenkit de bu olsa gerek. 9204494307_fff51163cd_c Jamie Foxx'u siyahi başkanımız olarak gördüğümüzde Amerika'nın mevcut durumunun beyazperdede güncellendiğini fark ediyoruz. Başkanın 'Dünyada savaş istemiyoruz barış talep ediyoruz' gibi ya da ufak kızın 'siz İran'dan askerleri çektiniz babam geri döndü, benim kahramanımsınız' gibi sözleri uyarı çekerken Başkanımız Sawyer'ın kendine kalan güveni ve dünyanın lideriyim tavırları, sözleri aslında değişen hiçbir şeyin olmadığını, Başkanımız'ın sadece cilt renginin değiştiğini ve hala 'dünyayı kurtaran ülke' kibirinden bir şey kaybetmediklerini gösteren en açık referanslar. Filmde sinirimizi bozacak 'Amerikan kurtarıcılığı'na işaret eden pek çok kibirden kırılan replikler mevcut . Eh bunlara dayanabiliyorsanız peşi sıra iştirak eden aksiyon sahnelerine kendinizi bırakabilirsiniz. Filmin aksiyon sahneleri türü sevenler sinema salonunda bu bağlamda huzurlu dakikalar geçirebilir. Ama yukarıda bahsettiğim aşırı dozda ve abartılı Amerikan milliyetçiliği ve vatanperverliğine katlanabildiğiniz müddetçe. Yöneten Roland Emmerich, Independence Day'deki klişesini bozmuyor ve siyahi Başkanımız'a aksiyonda yer veriyor. Tatum'un co-pilotluğunu üstlenen başkanımız Sawyer, Beyaz Saray'a nükleer bir müdahale yapılmadan rehineleri oradan çıkarmaya çabalıyor. Filmin ilerleyen sahnelerini ise ihtimal etmek hiç güç değil. Walker aslında oğlunun intikamını almak değil nükleer silahlar ile Ortadoğu'ya bir müdahale girişiminde bulunmak istemektedir. Başkanımız Sawyer'ın Ortadoğu üzerinde başarısız olduğunu vurgulayan Walker burada Amerika'nın 'başarısız olmayız-olamayız'ın harici sesi konumunda. Elbette az bir süre sonra Walker'ın da ardında bir adam olduğu, başkanın kadrosunda kalan bu şahsın başkanımız öldürüldükten sonra başkanlığa geçip Ortadoğu'ya operasyonlara devam etmek istediğini görüyoruz. Çok şaşırıyor muyuz? Tabii ki hayır. Buradaki ince ayrıntı filmde o gibi çok Amerikan vatanperverliği ve 'liderliği' bağırılıp çağırılırken 'Ama biz Ortadoğu'da bir harekât istemiyoruz, hatta isteyenlere de karşıyız bakın' der gibi bir sonuca bağlanması. Bu da tabii ki tatminden uzak ve ihtimal edilebilir bir sonuç . Ayrıca aksiyonun ortasındaki kahramanımız Cale'in Başkanımız'a sarf ettiği 'oyumu sizlere vermemiştim ama dünya barışını sağlarsanız veririm' tarzı göndermesi de siyahi başkana karşı kalan tarafın güvensizliğine bir ayna niteliğinde. 9207391288_3947e14aaa_c Aksiyon hayranlarını bir nebze tatmin edecek olsa da epeyce klişe replikler ve buram buram kokan milliyetçiliği ile bu türü sevmeyenlerin kesinlikle uzak durması gereken bir film Beyaz Saray Düştü. 11 Eylül sonrası peşi sıra iştirak eden bu tip filmler ile Amerika'nın bu paranoyadan daha uzun süre kurtulamayacağı, Hollywood'un ise bunun fazladan ekmeğini yiyeceği aşikar. Biz de yıldız oyuncularla usta yönetmenlerle dahi olsa bu tür vıcık vıcık Amerikan milliyetçiği kokan filmlere fazladan maruz kalacağız gibi görünüyor .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)